Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica

Utilization of axillary brachial plexus block in the postoperative rehabilitation of intraarticular fractures of the distal humerus

AOTT 2010; 44: 111-116
DOI: 10.3944/AOTT.2010.2128
Read: 1097 Downloads: 276 Published: 08 February 2020
Abstract

Objectives: An effective rehabilitation program is essential to prevent joint stiffness and regain range of motion after surgical treatment of intra-articular fractures of the distal humerus. We evaluated the effect of a physiotherapy program on functional results, that involved passive resistive stretching exercises performed under axillary brachial plexus block after radiographic observation of bone union of intra-articular fractures of the distal humerus treated with open reduction and internal fixation.\r\nMethods: The study included 21 patients (7 females, 14 males; mean age 34±5 years; range 21 to 57 years) who underwent open reduction and internal fixation for intra-articular fractures of the distal humerus. All the patients had closed fractures. Six patients had AO type C1, six patients had C2, and nine patients had C3 fractures. Surgical treatment consisted of a posterior incision, olecranon osteotomy, and fixation of the metaphyseal fragments using two reconstruction plates placed medially and laterally. Active range of motion exercises were started on the third postoperative day. To prevent early development of heterotopic ossification, passive range of motion exercises were avoided. Active stretching exercises were initiated three weeks after surgery. Upon radiographic observation of bone union, axillary brachial plexus block was performed. The physiotherapy program involved passive stretching exercises during nerve block, and active weight exercises after recovery from motor block. The catheter remained in the axillary region for three months, during which functional rehabilitation was continued 2-3 times a week on an outpatient basis. Functional results were evaluated according to the criteria of Jupiter et al. after a mean follow-up period of 31 months (range 24 to 46 months).\r\nResults: All fractures united within a mean of 11.9 weeks (range 9 to 17 weeks) except for one type C3 fracture. Functional results were excellent in 10 patients (47.6%), good in eight patients (38.1%), moderate in two patients (9.5%), and poor in one patient (4.8%). Two patients with a moderate outcome had associated multiple fractures in the ipsilateral extremity. Distribution of the functional results according to the type of fractures were 4 excellent, 2 good in type C1, 4 excellent, 2 good in C2, and 2 excellent, 4 good, 2 moderate, and 1 poor in C3 fractures. The mean loss of elbow extension was 16°. The mean elbow flexion, pronation, and supination were measured as 131°, 90°, and 75°, respectively. None of the patients had nonunion at the olecranon osteotomy site, superficial or deep infection, or heterotopic ossification. Three patients developed transient ulnar nerve neuropraxia that resolved spontaneously during the follow-up period. There were no complications related to axillary catheterization.\r\nConclusion: Following surgical treatment of intra-articular fractures of the distal humerus, a regular and pain-free physiotherapy program performed under axillary brachial plexus block on an outpatient basis increases patient compliance and enables early return to daily activities.

Özet

Amaç: Humerus distal uç eklemiçi kırıklarının cerrahi tedavisi sonrasında eklem sertliği gelişmemesi ve hareket genişliğinin korunabilmesi için rehabilitasyonun önemi büyüktür. Çalışmamızda, açık redüksiyon ve internal tespit ile tedavi edilen eklemiçi humerus distal uç kırıklarında, kaynama sağlandıktan sonra, aksiler brakiyal pleksus bloku altında yapılan pasif zorlayıcı germe egzersiz programının fonksiyonel sonuçlar üzerindeki etkisi değerlendirildi.\r\nÇalışma planı: Çalışmaya eklemiçi humerus distal uç kırığı nedeniyle açık redüksiyon ve internal tespit ile tedavi edilen 21 hasta (7 kadın, 14 erkek; ort. yaş 34±5; dağılım 21-57) alındı. Tüm olgularda kapalı kırık vardı. AO sınıflamasına göre altı kırık tip C1, altı kırık C2, dokuz kırık C3 idi. Hastalara posterior insizyon ve olekranon osteotomisi sonrasında, metafize medial ve lateralden bir çift rekonstrüksiyon plağı ile tespit uygulandı. Ameliyat sonrası üçüncü günde dirsek aktif hareket açıklığı egzersizlerine başlandı. Erken dönemde heterotopik ossifikasyon gelişmemesi için pasif hareket açıklığı egzersizi uygulanmadı. Ameliyattan üç hafta sonra aktif germe egzersizlerine geçildi. Kırık kaynaması radyografik olarak gözlendikten sonra, aksiler brakiyal pleksus blokajı uygulanarak, blokaj altında zorlayıcı pasif germe egzersizleri, motor blokaj kalktıktan sonra ise aktif ağırlık egzersizleri uygulandı. Kalıcı kateter üç ay süreyle aksiler bölgeye tespit edildi ve üç ay süreli fonksiyonel rehabilitasyon ayaktan tedavi programı ile haftada 2-3 kez uygulandı. Fonksiyonel sonuçlar Jupiter ve ark.nın ölçütlerine göre değerlendirildi. Ortalama takip süresi 31±4 ay (dağılım 24-46 ay) idi. \r\nSonuçlar: Bir C3 kırık dışında tüm kırıklar ortalama 11.9 haftada (dağılım 9-17 hafta) kaynadı. Fonksiyonel sonuçlar 10 hastada (%47.6) mükemmel, sekiz hastada (%38.1) iyi, iki hastada (%9.5) orta, bir hastada (%4.8) kötü bulundu. Orta sonuç alınan hastaların aynı taraf ekstremitelerinde çoklu kırıklar vardı. C1 tipi kırık grubunda dört hastada mükemmel, iki hastada iyi, C2 tipi kırık grubunda dört hastada mükemmel, iki hastada iyi, C3 tipi kırık grubunda iki hastada mükemmel, dört hastada iyi, iki hastada orta, bir hastada kötü sonuç alındı. Ortalama dirsek ekstansiyonu kısıtlılığı 16 derece, fleksiyon 131 derece, pronasyon 90 derece, supinasyon 75 derece ölçüldü. Hiçbir hastada olekranon osteotomi bölgesinde kaynamama durumu, yüzeyel ya da derin enfeksiyon ve heterotopik ossifikasyon gözlenmedi. Üç hastada görülen ulnar sinir nöropraksisi takipler sırasında düzeldi. Aksiler kateterizasyona bağlı herhangi bir komplikasyon gözlenmedi.\r\nÇıkarımlar: Eklemiçi humerus distal uç kırıklarının cerrahi tedavisi sonrasında, aksiler blok sayesinde uygulanan düzenli, ağrısız fizyoterapi programı, hastanın hastaneye yatmasını gerektirmeden tedaviye uyumunu ve günlük rutin işlerine daha erken dönmesini sağlamaktadır.

Files
ISSN 1017-995X EISSN 2589-1294